Mevzi Analiz: Doğu Akdeniz’de Gaz Denklemi – Türkiye’siz Bir Çözüm Mümkün mü?
Avrupa’nın Rus gazına bağımlılığı azaltma çabaları, gözleri yeniden dünyanın en zengin hidrokarbon rezervlerinden birine sahip olan Doğu Akdeniz’e çevirdi. Ancak bölgede Türkiye’yi dışarıda bırakmaya çalışan projelerin birer birer rafa kalkması, Ankara’nın “enerji merkezi” (hub) olma stratejisini yeniden ön plana çıkardı. Peki, Akdeniz’deki bu satrançta son hamle kimden gelecek?
Mevzi Analiz olarak, Doğu Akdeniz’deki enerji savaşlarını ve Türkiye’nin bu denklemdeki vazgeçilmez yerini üç stratejik boyutta analiz ediyoruz.
1. EastMed’in Çöküşü ve Coğrafyanın Zaferi
Yunanistan, Güney Kıbrıs ve İsrail’in ABD desteğiyle hayata geçirmeye çalıştığı EastMed boru hattı projesi, hem astronomik maliyeti hem de teknik zorlukları nedeniyle rafa kaldırıldı. Coğrafya, en kısa ve en ucuz rotanın Türkiye üzerinden geçtiğini bir kez daha kanıtladı. Doğu Akdeniz gazının Avrupa’ya ulaştırılmasında Türkiye, sadece bir geçiş ülkesi değil, aynı zamanda bölgesel istikrarın anahtarı konumunda.
2. Mavi Vatan ve Libya Mutabakatı: Stratejik Derinlik
Türkiye, Libya ile imzaladığı Deniz Yetki Alanları Sınırlandırma Mutabakatı ile Akdeniz’de bir “kalkan” oluşturarak, kendisini dışlayan projelerin hukuki ve fiziki zeminini kesti. Abdülhamid Han ve Fatih gibi sondaj gemileriyle sahada kurulan “fiili hakimiyet”, diplomatik masada Ankara’nın elini en güçlü seviyeye taşıdı. Türkiye, kendi kıta sahanlığı içindeki haklarından taviz vermeyeceğini hem sahada hem masada tescilledi.
3. Enerji Merkezi (Hub) Olma Vizyonu
Türkiye, sadece kendi gazını çıkarmakla kalmıyor; Azerbaycan, Orta Asya ve Orta Doğu kaynaklarını Avrupa’ya bağlayan devasa bir “enerji limanı” olmayı hedefliyor. Rusya’nın da desteklediği “Türkiye’de Gaz Merkezi Kurulması” projesi, Doğu Akdeniz gazının bu sisteme entegre edilmesiyle küresel enerji fiyatlarının belirlendiği bir borsa yapısına dönüşme potansiyeli taşıyor.
MEVZİ ANALİZ
Stratejik Perspektif: Doğu Akdeniz’deki mesele sadece “gaz” değildir; bu aynı zamanda Ege ve Akdeniz’deki egemenlik haklarının geleceğidir. Türkiye’nin bu bölgedeki geri adımı, denizlerdeki ekonomik münhasır alanının büyük kısmından vazgeçmesi anlamına gelir. Bu nedenle Mavi Vatan, partiler üstü bir “devlet doktrini” olarak kalmaya devam edecektir.
Risk Faktörü: Bölgedeki silahlanma yarışı ve özellikle Yunanistan-Güney Kıbrıs ikilisinin Avrupa Birliği ve Fransa’yı arkasına alarak uyguladığı baskı politikası, sıcak çatışma riskini her zaman masada tutuyor. Ayrıca, Lübnan ve İsrail arasındaki deniz sınırı anlaşmalarının seyri, Türkiye’nin bölgesel denkleme dahil olma hızını etkileyebilir.
Gelecek Öngörüsü: 2026-2030 periyodunda, Mısır ve İsrail ile yürütülen normalleşme süreçlerinin “enerji iş birliğine” evrilmesi bekleniyor. Eğer bölge ülkeleri rasyonel bir paylaşıma giderse, Doğu Akdeniz “gerilim bölgesi” olmaktan çıkıp Avrupa’nın enerji güvenliğinin yeni sigortası haline gelecektir.

