Orta Doğu’da Kritik Eşik: ABD’nin İran’a Yönelik Operasyon İddiası Gündemi Sarstı
Küresel piyasalar ve diplomatik kulisler tek bir iddiaya kilitlendi: Amerika Birleşik Devletleri’nin önümüzdeki 24 saat içinde İran’daki stratejik noktalara yönelik bir hava harekatı başlatabileceği öne sürülüyor. Bölgedeki askeri hareketlilik en üst seviyeye çıkarken, “Geri sayım başladı mı?” sorusu yanıt arıyor.
Orta Doğu gerilimi, Beyaz Saray ve Pentagon kaynaklı olduğu iddia edilen sızıntılarla yeni bir boyuta evrildi. Uluslararası basına yansıyan bilgilere göre Washington yönetimi, bölgedeki Amerikan varlıklarına yönelik son dönemdeki saldırılara yanıt vermek amacıyla İran içindeki belirli hedefleri vurma hazırlığında. İddianın “önümüzdeki 24 saat” vurgusu, bölgedeki tüm aktörleri alarma geçirdi.
Pentagon ve Beyaz Saray Sessizliğini Koruyor
Söz konusu operasyon iddiası henüz resmi makamlarca doğrulanmasa da, bölgedeki ABD uçak gemisi görev gruplarının ve hava üslerinin teyakkuz durumuna geçtiği bildiriliyor. Uzmanlar, olası bir müdahalenin sadece bir misilleme mi olacağı yoksa geniş çaplı bir bölgesel çatışmanın fitilini mi ateşleyeceği konusunda ikiye bölünmüş durumda.
Diplomatik Trafik Hızlandı
İddiaların yayılmasıyla birlikte bölge ülkeleri ve Avrupa başkentlerinde yoğun bir diplomasi trafiği başladı. Tahran yönetiminden gelen ilk açıklamalar ise “her türlü saldırıya misliyle karşılık verileceği” yönünde. Gerilimin tırmanması, petrol fiyatlarında ve küresel piyasalarda anlık dalgalanmalara neden oldu.
MEVZİ ANALİZ
Perspektif: Bu tip “24 saat içinde vurulacak” iddiaları bazen askeri bir harekatın öncüsü, bazen de karşı tarafı geri adım atmaya zorlayan bir “psikolojik harp” unsurudur. Ancak bölgedeki askeri yığınak, bu seferki iddianın her zamankinden daha somut bir zemine oturduğunu gösteriyor.
Risk: Olası bir doğrudan ABD-İran çatışması, Hürmüz Boğazı’nın kapanmasından enerji krizine, bölgesel vekalet savaşlarının doğrudan savaşa dönüşmesine kadar kontrolü imkansız bir domino etkisi yaratabilir. İsrail ve Lübnan cephelerinin de bu sürece dahil olması kaçınılmaz bir risk olarak masada duruyor.
Not: Türkiye, bu gerilimde hem komşuluk hukuku hem de NATO müttefikliği arasında hassas bir dengede yer alıyor. Olası bir harekatın yaratacağı göç dalgası ve ekonomik istikrarsızlık, Ankara’nın en büyük öncelikleri arasında olacaktır.

