2026 Asgari Ücret Desteği – İstihdam Kalkanı mı, Geçici Pansuman mı?
2026 yılı asgari ücret rakamlarının netleşmesinin ardından, gözler işverene can suyu olacak “asgari ücret desteği” paketine çevrildi. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı koordinasyonunda yürütülen bu destek, sadece mali bir yardım değil; aynı zamanda iş gücü piyasasındaki dengeleri koruma hamlesidir. Peki, 2026 yılında bu destekten kimler, nasıl yararlanacak?
Türkiye’nin makroekonomik hedefleri doğrultusunda şekillenen 2026 asgari ücret desteği, özellikle küçük ve orta ölçekli işletmeler (KOBİ) için hayati bir önem taşıyor. Mevzi Analiz olarak, bu ekonomik teşvik paketini üç stratejik boyutta inceliyoruz.
1. Desteğin Kapsamı: Kimler Yararlanabilir?
2026 asgari ücret desteği, belirli şartları karşılayan tüm özel sektör işverenlerini kapsıyor.
İstihdam Şartı: İşverenin, önceki yılın aynı dönemindeki sigortalı sayısını muhafaza etmesi veya artırması temel şarttır.
Sektörel Öncelik: İmalat ve ihracat odaklı sektörlerdeki işletmeler için ek avantajlar ve kolaylıklar öngörülmektedir.
Kayıt Dışı ile Mücadele: Desteğin en büyük şartlarından biri, işletmenin geçmişe dönük prim borcunun bulunmaması ve kayıt dışı işçi çalıştırmamasıdır.
2. Rakamların Dili: 2026 Desteği Ne Kadar?
2026 yılı için belirlenen destek tutarı, işletmelerin SGK prim yükünü hafifletmek üzere doğrudan mahsuplaşma yöntemiyle uygulanıyor. Güncellenen rakamlar, işçi başına maliyette %5 ile %8 arasında bir rahatlama sağlamayı hedefliyor. Bu rakam, enflasyonist baskı altındaki işveren için operasyonel sürdürülebilirliğin anahtarı konumunda.
3. Stratejik Etki: Enflasyon ve İstihdam Dengesi
Hükümetin bu desteği sürdürmesindeki temel amaç, asgari ücret artışının “işten çıkarma” dalgasına dönüşmesini engellemek. Mevzi Analiz’e göre; asgari ücret desteği, üretim maliyetlerinin nihai ürün fiyatlarına yansımasını geciktirerek dolaylı bir anti-enflasyonist etki yaratıyor.
MEVZİ ANALİZ
Ekonomik Perspektif: Asgari ücret desteği, modern ekonomilerde “sosyal dengeleyici” bir araçtır. 2026 yılında bu desteğin miktarı kadar, tabana yayılma hızı da kritiktir. İşletmeler için bu destek, sadece bir indirim değil; teknolojik dönüşüm ve verimlilik artışı için ayrılması gereken bir “nefes alanı” olarak görülmelidir.
Risk Faktörü: Desteğin sadece asgari ücretli çalışanlarla sınırlı kalması, orta kademe çalışanların maaş skalasında daralmaya (sıkışmaya) neden olabilir. Bu durum, uzun vadede “nitelikli iş gücü” kaybı riskini beraberinde getirmektedir.
Gelecek Öngörüsü: 2026 yılının ikinci yarısında, desteğin sektörel performanslara göre revize edilmesi ve dijitalleşme hedefleriyle entegre edilmesi beklenmektedir.

